Eingraam'a dön

Kahve İçmek Gereksiz Bir Harcama mı? Karamel Macchiato Endeksinin Söylemediği Şey

Son yıllarda internette sıkça karşımıza çıkan bir hesaplama var.

Her gün bir kahveye harcadığınız parayı yatırım yapsaydınız bugün bir arabanız, hatta belki bir eviniz olabilirdi.

Bu düşünce o kadar yaygınlaştı ki artık birçok kişi kahve içerken bile kendini suçlu hissediyor.

Peki gerçekten öyle mi?

Bir kahveye harcanan para finansal geleceğimizi mahvediyor olabilir mi?

Yoksa bu hesaplamalarda gözden kaçan bazı önemli noktalar mı var?

Karamel Macchiato Endeksi Nedir?

Bu yaklaşımın temel mantığı oldukça basittir.

Örneğin her gün 200 TL kahve içen bir kişinin yılda yaklaşık 73.000 TL harcadığı hesaplanır.

Bu para her yıl düzenli olarak bir yatırım aracına yönlendirilse ve belirli bir getiri elde edilse yıllar içerisinde önemli bir sermaye oluşabilir.

Matematiksel olarak bakıldığında bu yanlış değildir.

Ancak finans yalnızca matematikten ibaret değildir.

İnsan davranışları, yaşam kalitesi, enflasyon, gelir artışları ve psikolojik ihtiyaçlar da finansal kararların önemli bir parçasıdır.

Davranışsal Finansın Gözden Kaçan Tarafı

Ekonomi teorileri uzun yıllar boyunca insanların tamamen mantıklı kararlar verdiğini varsaydı.

Ancak günümüzde davranışsal finans alanında yapılan çalışmalar bunun doğru olmadığını gösteriyor.

İnsanlar sadece gelecekteki faydayı düşünerek yaşamıyorlar.

Bugünkü mutluluklarını, sosyal ilişkilerini ve psikolojik ihtiyaçlarını da hesaba katıyorlar.

Başka bir deyişle insanlar yalnızca birikim yapmak için yaşamıyor.

Yaşarken de mutlu olmak istiyorlar.

Bu nedenle tüm harcamaları “gelecekte ne kadar eder?” sorusuyla değerlendirmek eksik bir yaklaşım olabilir.

Hayatımızdaki Üç Mekan

Bir insanın hayatını geçirdiği üç temel alan vardır.

Birinci Mekan: Ev

Evimiz bizim güvenlik alanımızdır.

Dinleniriz, uyuruz ve günlük yaşamımızı sürdürürüz.

Barınma ihtiyacı insanın temel ihtiyaçlarından biridir.

İkinci Mekan: İş veya Eğitim Ortamı

Ofisler, dükkanlar, fabrikalar, üniversiteler ve çalışma alanları.

Buralarda zaman geçiririz çünkü gelir elde etmek veya geleceğimizi inşa etmek zorundayız.

Çoğu insan için burada olmak bir tercih değil, zorunluluktur.

Üçüncü Mekan: Sosyal Alanlar

Sosyolog Ray Oldenburg’un ortaya koyduğu “Third Place” yani “Üçüncü Mekan” kavramı tam olarak burada devreye girer.

Kafeler, parklar, kitapçılar ve insanların kendi iradeleriyle zaman geçirdiği sosyal alanlar toplumların sosyal sermayesini oluşturan yerlerdir.

İnsanlar burada sosyalleşir.

Yeni fikirler geliştirir.

Kitap okur.

Çalışır.

Arkadaşlarıyla buluşur.

Kısacası yalnızca tüketmez, aynı zamanda hayatın içinde yer alırlar.

Birçok kişi kahve satın aldığını düşünür.

Aslında satın aldığı şey çoğu zaman kahve değildir.

Satın aldığı şey bir saatlik huzur, bir çalışma ortamı veya bir sohbet fırsatıdır.

Türkiye Gerçekten Bir Tüketim Çılgınlığı İçinde mi?

Sosyal medyada sıkça duyulan bir başka cümle de şudur:

“Bu kadar gereksiz tüketim çılgınlığı hiçbir ülkede yok.”

Ancak konu kahve tüketimi olduğunda veriler bu iddiayı desteklemiyor.

Türkiye kişi başına kahve tüketiminde dünyanın lider ülkeleri arasında yer almıyor.

İskandinav ülkeleri, Almanya, Hollanda, İsviçre ve birçok Avrupa ülkesi Türkiye’nin oldukça üzerinde kahve tüketimine sahip.

Hatta Türkiye dünyanın en çok kahve tüketen ilk 10 ülkesi içerisinde bile bulunmuyor.

Dolayısıyla kahve üzerinden bir tüketim çılgınlığı anlatısı kurmak pek gerçekçi görünmüyor.

Aslında son yıllarda gördüğümüz şey kahve tüketiminden çok üçüncü mekan kültürünün büyümesi olabilir.

Enflasyonun Unutulan Etkisi

Bu hesaplamalarda sıklıkla gözden kaçan bir başka konu da enflasyondur.

Örneğin:

“10 yıl boyunca kahve içmeseydin bugün bir araba alabilirdin.”

Bu ifade ilk bakışta mantıklı görünür.

Ancak aynı 10 yıl boyunca otomobil fiyatları, konut fiyatları ve yaşam maliyetleri de değişmiştir.

Dolayısıyla yalnızca bir harcamanın gelecekteki yatırım değerine bakmak yeterli değildir.

Karşılaştırılan varlığın da aynı dönemde ne kadar değer kazandığını hesaplamak gerekir.

Bu nedenle birçok sosyal medya hesabında gördüğümüz basit yatırım örnekleri finansal açıdan eksik kalmaktadır.

Peki Kahve İçmek Finansal Olarak Mantıklı mı?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişir.

Borç içinde yaşayan, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan veya gelirinin çok üzerinde harcama yapan biri için günlük kahve alışkanlığı gerçekten gözden geçirilmesi gereken bir harcama olabilir.

Ancak düzenli yatırım yapan, bütçesini yöneten ve temel finansal hedeflerine uygun hareket eden biri için kahve çoğu zaman bir lüks değil, yaşam kalitesinin küçük bir parçasıdır.

Finansal özgürlük sadece para biriktirmek değildir.

Parayı hayat kalitesini artıracak şekilde kullanabilmektir.

Sonuç

Kahve içmeden yaşayabilir miyiz?

Elbette.

Ancak mesele hiçbir zaman yalnızca kahve olmadı.

Mesele insanların ev ve iş dışında kendi iradeleriyle zaman geçirebildikleri alanların değeri.

Çünkü insan yalnızca gelecekte yaşayacağı hayat için çalışmıyor.

Bugün yaşadığı hayat için de emek veriyor.

Belki de asıl soru şudur:

Bir kahve içmeyi bırakırsan gerçekten zengin olacak mısın?

Yoksa sadece kendine ayırdığın küçük bir mutluluğu mu kaybetmiş olacaksın?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *